UFO’lar ve dinler birbirine çok alakasız gibi görünüyor olabilir. Başka bir açıdan çözümleme yaptığımızda şaşırtıcı sonuçlara ulaşabiliriz.
A. Yaygın UFO efsanelerine göre:
1. Uzaylılar bizi izliyor. Atom bombalarından sonra daha sık gelir oldular. Bize göz kulak oluyorlar. Kendimize zarar vermemizi istemiyorlar. İnsanlar, galaktik çapta büyük uygarlığın küçük bir parçası.
2. Uzay gemileri müthiş bir teknoloji kullanıyor. Evrenin kendi enerjisini kullanıyor. Bizim bilimimiz için imkansız ışık hızını aşabiliyor. En heyecan verici akrobatik hareketleri yapabiliyorlar. Eğer uzaylılar bize zarar vermek isteseydi şimdiye kadar olmuş olurdu. Gelişmiş teknolojileriyle bizi kolayca dize getirebilirdi. Bizden çok ilerdeler.
3. Bazen gece uzaylılar gelir. İnsanı felç eder. Üzerinde acımasız deneyler yaparlar. Bedene ufak aygıtlar yerleştirebilirler. En sonunda Uzaylı-İnsanlar için melezleme çalışmaları yaparlar. Cinsel ilişkide bile bulunabilirler.
4. Uzaylılar telepatiyle iletişim kurarlar.
5. Uzaylı topluluklar çok uygardır. Hırsları yoktur. Para kullanmazlar. İdealdirler.
B. Yaygın din efsanelerine göre:
1. Her şeyden sorumlu büyük bir varlık var. İnsanlar bu varlık için önemli.
2. Tanrı’nın gücü sonsuzdur. Canı ne isterse onu kolayca yerine getirebilir. Saat gibi işleyen evreni yaratmıştır. Bizim bilimimiz için imkansız mucizeleri yaratır. Musa’ya denizi yardırır, Tufan yaratır. O’nun bilgisi sonsuzdur.
3. Modası biraz geçmişte olsa: Gece iblis görenler vardı. Gelir ve baştan çıkarırlardı. Cinsel ilişkide bulunurlardı.
4. Tanrı seçtiği insanlara vahiy gönderir.
5. Din cenneti vaat eder. Burada herkes mutludur. Her şey bolca vardır. Tarifsiz mükemmel bir yerdir.
Şimdi işin ilginç yanına bakalım. A1’de olup biten her şeye karşı sorumluluk duyan bir uzaylı uygarlığa inanılıyor. B1’de tanımlanan Tanrı da her şeyden sorumlu. Evrendeki her olay kontrol altında. Rahatımıza bakalım. A2’de uzaylılara bizim çok üstümüzde teknoloji atfediliyor. Bizim anlayamayacağımız enerjileri kullanıyorlar. Uzaya, bizim bilgimizin çok ötesinde etki edebiliyorlar. B2’de Tanrı’nın gücü de hayranlık verici, değil mi. Bizim kavrayabileceğimizin ufuklarını aşan bilgisiyle evreni şekillendiriyor. A3 ve B3’teki cinsel temaya dikkat çekmeye gerek var mı. Dindar insanlara A4 garip gelebilir. B4’e bakıldığında aslında çok da yabancısı olmadıkları görülür. Bazı insanların umutla beklediği yerdir cennet. Bu dileğin varlığına neden olan etken A5’i de şekillendirdi.
İnsanlarda emniyette olma duygusu güçlüdür. Çocukken ebeveynler güvende olduğumuzu hissettirirdi. Bazı çocukların yalnızken kendilerini rahatlatacak hayali arkadaşları da olurdu. Büyüdükçe yerini Tanrı’ya, uzaylılara bıraktı.
Dinin, beynin büyük ölçüde psikolojik eğilimlerine, beklentilerine göre evrilerek yayılabilen bir mem virüs olduğunu Richard Dawkins belirtmiştir. Dinin bu alanda tek başına olduğu düşünülemez. Benzer psikolojik eğilimlere uyum sağlayan virüsler, beyinler tarafından kolayca benimsenir. UFO memleri de oldukça gelişti. Efsaneler birçok insan tarafından gerçekmiş gibi yaşanıyor.
Memler için beyin doğal çevredir. Memler yayılırken beyinlerdeki “doğal seçilim” baskısıyla evrilir. Beyinlerin psikolojik eğilimleri ve hafızasındaki diğer memler, yeni memler üzerinde ayıklanmaya yol açar. Hemen, canlılar üzerindeki doğal seçilimin, konuyla bağlantılı noktasını belirtiyim; Gözler birçok hayvan için yaşamsal olduğundan üzerindeki doğal seçilim baskısı yüksektir. Farklı hayvanlarda defalarca değişik noktalardan evrilmeye başlamıştır. Ve seçilim baskısı, aynı mühendislik ilkelerini kullanmaya doğru itmiştir. Tekrar konuya dönüyorum. Zamanında din mem kompleksi geliştikçe –detaylandıkça-, ne tür doğal seçilim baskılarıyla karşılaşarak bazı ilkelerinin nasıl şekillendiği –uyum sağladığı- B maddesi altında sıralanmıştır. UFO efsaneleri mem kompleksi de detaylandıkça din mem kompleksiyle örtüşen ilkeleri ortaya çıkmıştır. Beyinlerdeki doğal seçilim baskısı, benzeşmeleri yönünde itmektedir. Bu tipten başka memlerin, evrildikçe bazı ilkelerinin neye benzeyeceği kestirilebilir.
Yalnız, UFO memleri daha yeni ortaya çıktığından, din memlerinden daha yaratıcı. Gelişen bilim ve teknolojiden de bolca kırıntı alıyor. Hayal gücü etkileniyor. Bu nedenle içinde bilime daha çok gönderme oluyor. Oysa din ortaya çıkarken bilim yoktu. O zamanlar çok şey sihir ve mucizeydi. Basitti; “ol dedi oldu”, “üfledi Meryem hamile kaldı”. Oysa UFO mem kompleksinde, radyoaktivite var, kurt delikleri var, radyo verici aletler var, ve unutmayalım ışınlar da…
Din dışında da birçok virüs vardır. UFO efsaneleri en başarılı olanlardan biridir. Dinle aynı şeylere uyum sağladığından başarılıdır. Bu ortak noktaları keşfedebilen virüslerin de önü açık görünüyor. Yeri gelmişken bilimsel UFO kanıtı aramaları bomboş bir virüs değildir, heyecan vericidir. Diğer bilimsel çalışmalar gibi değerli öğeleri olan virüstür. SETI sürüyor işte. Bilimsel UFO kanıtı aramaları, efsaneleri kadar ilgi çekmiyor. Çünkü hazır cevapları yok. Psikolojik eğilimlere karşılık vermiyor. Yani efsanelerin uyum sağladığı şeylere uyum sağlamamıştır. Bu anlamda başarılı bir virüs değildir ve yaygın değildir. Bilimsel çalışmaların, mistik efsaneler kadar ilgi çekemiyor olmasının nedeni budur.
Not:
Yazıda geçen mem kavramı ön açıklama yapılmadan kullanılmıştır. Artık mem kavramı memi öyle yayıldı ki İngilizce Dili sözlüğüne bile girdi. “Meme” doğal bir İngilizce sözcük oldu.
02 Mayıs 2009 Cumartesi
26 Mart 2009 Perşembe
Roswell UFO Kazasıyla ilgili Bazı Notlar
- “NASA 2012’de Dünya’nın sonunun geleceğini biliyor ve bunu gizliyor.” O halde NASA neden 2020 yılında Ay’a üs kurmak için hazırlık yapıyor! 2012 sonrasına denk düşen bir sürü projesi var. Küresel ısınma sürdüğünde önümüzdeki yüzyıl kıyamet olabilir. Bu gizleniyor mu, yüksek sesle dile getiriliyor.
- Komplo teorilerinin çekiciliği yüzünden resmi açıklamalara zaten inanılmıyor. Azımsanmayacak kadar insan da UFO’ların varlığına inanıyor. Yakınlaşmaya hazırlar. UFO’lar açıkça “biz buradayız” dediğinde şok olacak insanlar çok az. UFO’larla hiç ilgilenmeyen insanlar bile sadece gemilerine taş atacak kadar umursamaz olacaktır. Hükümetlerin halk panik olmasın diye bir şey saklamasının gereği yok çünkü UFO’ların varolabileceği halk tarafından kanıksanmış durumda. Bu iletişim çağında kim panik olacak ki. Gerçekten, UFO’lar meydana iniş yapmak için daha kimi alıştırmaya çalışıyor ki.
- Müjde! Mars’ta UFO kafatası var. Bazen bulutların şekilleri bir şeylere benzetilir. Bazen yakınından geçerken kayaların şekillerinde tanıdık bir şeyler fark edilir. Bir eğlence olarak kalır. Arkasında gizemli güç, gizemli işaretler arayan insanlar çok azdır. Bunları özellikle birileri yapmamıştır. Rastlantısal olarak bulutun bir şeye benzediği ve yakında değişeceği bilinir. O görülen kaya rastlantısal olarak tanıdık bir şeyi andırıyordur. Yakında aşınarak bozulacaktır. Gelelim Mars’a; Bir zamanlar Mars’ta yüz vardı. Mars’taki yüz artık bir yüz değil, iyice aşınmış durumda. Mars’taki popüler uzaylı kafatası henüz aşınıyor. Şimdilik uzaylıyı andıran bir şekli var. NASA, dikkat çekici olduğundan, eğlenceli göründüğünden bu şakayı yayınlamıştır. NASA rastlantısal olarak oluştuğunu ve geçici olduğunu zaten bilmektedir. Meraklıların da bunu bildiğini varsaymaktadır. Hükümetin, NASA’nın Ay’daki uzaylı medeniyetini sakladığına inananlar vardı. Güya UFO gerçeğini örtbas ediyorlar. Peki NASA bu tür fotoğraflarla neden insanları tahrik etmektedir! Neden insanların içine kurt düşürmektedir! Neden kendi işlerini zorlaştırmaktadır. Pekala bundan kimsenin haberi de olmayabilirdi.
- Uzaylılar Dünya’ya gelip inceleme yapıyorlar. Hatta Roswell enkazında cesetleri de varmış. Efsane daha da geliştirilip uzaylılar tarafından kaçırıldığını, bedeni üzerinde çalışma yapıldığını düşünenler var. Gelişmiş ülkeler, Dünya’daki bölgelere genelde casus pilotsuz uçak gönderir. Ve casus uydular bu konuda iyi bir araçtır. Uzayda gezen bir medeniyet, görgü tanıklarının gemileriyle olmadık akrobatik hareketler yaptığını belirttiği bu ileri uygarlık, robot geliştirmekte bizim hayal gücümüzün ötesinde olsa gerek. Buraya casus robotlar göndermeleri daha mantıklı olmaz mıydı! Geniş evrenin her bölgesine bizzat gidiyor olmaları verimli olabilir mi, neresine zaman yetiştirebilirler. Aslında insanlar için de beklenen akılcı gelecek tahminleri böyledir. Kendisini kopyalayan robotlarımız, bizi geride bırakarak evreni fethedeceklerdir. Robotlar için zaman daha yavaş akar ve daha dayanıklıdırlar. İşte bu yüzden uzaylılarla ilk temasımızın, onların robotlarıyla olma olasılığımız daha yüksektir.
- Düşen cisim alelacele toplandı. Hatta gizli deneylerden habersiz asker de onun UFO olduğunu sanmış olabilir. Hava kuvvetleri için şunlar önemliydi: UFO ise teknolojisi önemlidir. Sovyet Haber alma aygıtıysa vatandaşların Rusların bu kadar yaklaşabiliyor olup endişelenmesini engellemek. Kendi haber alma aygıtıysa, düştüğünü gören vatandaşın Amerika’nın gelişmiş teknolojisinde şüpheye düşmesini önlemek ve tabi teknolojinin başka ellere geçmesini engellemek.
- 1994’te savunma bakanlığı düşen cismin Sovyet nükleer patlamalarını dinlemek için tasarlanmış, düşük aralıklı akustik saptama sistemini taşıyan balon olarak açıklandı, adı Mogul Projesiydi. Haber alma aygıtlarıyla donatılmış onlarca balondan sadece biriydi. Balonlar teleskop, radyasyon tarayıcı gibi aygıtlar taşıyordu. Bu açıklamaya tatmin olmayanlar hâlâ her şeyin gizlendiğini düşünüyor. Aynı dönemde Sovyetler atomik sırları ele geçirebilmiştir. Gizlilik çok büyük bir başarıyla sağlanabiliyorduysa o zamanlar öncelikli düşman olan Sovyetlerden korunabilirdi.
- Hava Kuvvetleri’nin uzaylı kalıntılarını başarıyla gizlediği düşünülüyor. Bu kadar başarılı örgüt neden istihbarat çalışmalarını gizlemek için çaba harcamasın. İnsanların yeni gördüğü balon vd şeyleri hemen uzaylı sanması Hava Kuvvetleri’nin işine gelecektir. Deneylerine örtü bulmuşlardır. Uzaylıları gizlemekte başarılı olabilecek örgüt, gizli istihbarat makinelerini bu kisve altında saklamaktan aciz mi olacaktı. Uzaylıları sakladığı inandırıcı geliyor da daha olanaklı olan istihbarat aygıtlarını saklamış olması niye inandırıcı gelmiyor.
- Yıllar sonra tanıklar aygıtlarda uzaylı yazıları gördüklerini hatırlıyorlar. UFO’ya inanlar telepatiyle iletişim kurduklarını düşünüyor. Hatta bu yüzden uzay gemilerinde kumanda paneli olmadığını, beyin gücüyle hareket ettirdiklerine derinden inananlar var. Peki, iletişimde bu kadar ileri gitmiş uzaylılar neden “yazı” gibi ilkel bir iletişim standardına ihtiyaç duysunlar. Kaç kişi elinde telefon varken mektup yazmayla da uğraşır. Gerçek: Aygıtların bazı parçaları oyuncak şirketi tarafından imal edildiğinden süslüydü. Kavlamış, biraz silinmiş bu süsler biraz yazıyı andırmış olabilir.
- UFO’ların varlığının delillerinin gizlendiğine sıkıca inanlar var. Bazı UFO araştırmacıları da UFO’ların olmadığını sergileyen delilleri saklamaya, çarpıtmaya çabalıyor olamaz mı, çünkü sonuçta bu da bir sektör oluşturdu.
- 1995’te “UFO Otopsisi” olarak da bilenen video ortaya çıktı. UFO’ya inanan çoğu insan için büyük bir kanıttı, her şey ortadaydı. Yıllar sonra, 2006’da videoyu ortaya çıkaran, yayınlarından para kazanan Ray Santilli “düzmece olduğunu” itiraf etti. Kötü biri olarak anılmamak istemesinden gerek “asıl film bozuktu, benzerini yaptık” eklemesini yapıverdi. Videoyu kendisi yaptırmıştı. Otopsiye inanmış kaç kişinin bu açıklamadan haberi var acaba. UFO’yla ilgili birçok web sitesinde film gerçek varsayılarak yayımlanmaya devam ediyor. Biraz daha ciddi olanlarda ise artık şuna benzer bir başlıkla sunuluyor: Temsili UFO Otopsisi. Enkazı gören görgü tanıklarının tehditle ifadesinin değiştirildiğine inanılıyor. Yoksa Ray Santilli’de mi tehdit edildi. Olabilir mi dersiniz. Ya da satın mı alındı. Ama adam paraya zaten doymuştu, fazlası artık ilgisini çekmiyordur. Belki bu yüzden itiraf etmiştir.
Bu notların bazılarının hazırlanmasında Carl Sagan’ın Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı kitabından yararlanıldı.
| Nasıl buldunuz? |
Labels:
Mars'taki Kafatası,
Mars'taki Yüz,
otopsi,
ray santilli,
roswell,
ufo,
ufo kazası
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)